Özgürlüğün Karanlık Yüzü

Kilo vermek için aldığımız kalorinin harcadığımız kaloriden az olması, günde 2,5 – 3 litre su içmemiz, sağlıklı besinler ile beslenmemiz ve günde en az 45 dakika spor yapmamız gerektiğini artık hepimiz biliyoruz.

Gerek diyetisyenler gerek ise bazı güvenilir internet siteleri ya da temiz beslenme üzerine yazılmış kitaplar bize bütün bu konular hakkında detaylı bilgiyi veriyorlar. Bilgi deryasının içinde yüzüyor olmamıza rağmen bir sebepten dolayı bildiklerimizi uygulamaya dökemiyoruz.  Bilmek ve harekete geçmek arasındaki ince çizgi kimin kontrolünde? Ne oluyor da bazılarımız başarırken bazılarımız başaramıyor?

İnsan bio-psiko-sosyal bir varlıktır. Yani bizi harekete geçiren fizyolojimiz, psikolojimiz ve içinde bulunduğumuz sosyal çevredir. Bazılarımız doğduğumuz günden itibaren ince bir bedene sahiptir ve kilo aldığı zaman diğerlerinden daha kısa sürede kilo verme eğilimi vardır. Doğduklarında daha kilolu ve hep kilo problemi ile mücadele etmek zorunda kalanlara nazaran kilo vermek için daha kısa sürede harekete geçerler bu fizyolojik  özelliklerinden dolayı.

Bazılarımız ise neredeyse tüm hayatları boyunca hep kilolu olmuştur ve bu şekilde hayatlarının geri kalanlarını bu şekilde geçireceğine inanıyorlardır. Geçmiş deneyimleri tüm hayatlarını yönettiği için farklı bir gelecek olduğuna inanamazlar. Bu yüzden de ne zaman kilo vermek için çaba harcamaya başlasalar hemen pes ederler.

“Birgün, her şey bir anda değişebilir ve o gün bugün olabilir” misali tanıdıkları ya da hiç tanımadıkları birinin acımasız bir cümlesi ya da bakışı bir ömür üyesi oldukları kaybedenler kulübünden istifa etmek için delice çabalamaya yöneltir onları. 

Kilo verildiğinde yani istenilen hedefe ulaşıldığında ne olur peki? Kazananlar kulübünün üyesi olarak kendine yatırımı, seçim yapma ve sorumluluk alma hakkı ile birlikte eleştirilme, kaybetme ihtimalini de hak kazanmış olurlar. Yani hür iradelerini özgürce kullanabilme ihtimali ile tanışmış olurlar.  Diğer bir deyişle kulağa hoş gelen aydınlık özgürlüğün karanlık yüzü ile tanışırlar.

Bütün bu olası durumlardan korkanlar özgürlüğün getireceği riskleri göze alarak olası hataları sonucunda etraflarındaki kişiler tarafından eleştirileceği ve terk edileceklerini düşünerek kendi bedenlerine bağımlı kalmayı tercih ederek sözde güvenli sularda yüzmeyi tercih ederler.

Kendi hayatları için daha fazla ertelemeden yatırım yapmayı göze alanlar ise geçmişteki başarısızlıklarının temel sebebinin değişim ve sorumluluk alma korkusu olduğunu fark ederek davranışsal hatalarını tekrar etmemek için kendilerine tüm benlikleri ile söz verirler çünkü onlar erteleme davranışının geçici rahatlık ama kalıcı hasar verdiğinin farkındadırlar.

Fark Etmek Hayatı Kolaylaştırır…

Özgürlüğün Karanlık Yüzü
Geri Dön